Sandokai (Çoklukla Denkliğin Uyumu)

Sekizinci Zen piri Sekito Kisen (Shitou Xiqian, 700–790) tarafından yazılmış bir şiir olan Sandokai, Soto Zen okulunun temel metinlerinden biri sayılmakta ve Soto manastırlarında her gün dua gibi okunan sutralar arasında yer almaktadır.

Sekito Kisen’in döneminde Zen artık Çin’de giderek popülerleşmeye başlayan ve pek çok izdeşi bulunan bir öğreti haline gelmişti. Tam da bu dönemde Zen izdeşleri arasında, aniden uyanışı savunan Güney Ekolü ve kademeli uyanışı savunan Kuzey Ekolü şeklinde bir ayrım ortaya çıkmış ve bu iki ekolün taraftarları arasında ciddi çekişmeler yaşanmıştı.

Sekito, Sandokai’de hem Kuzey ve Güney ekolleri arasındaki ayrılığa hem de aynılık ve farklılık, ışık ve karanlık, olgular dünyası ve esas ilkeler arasındaki ikiliğe birleştirici bir pencereden bakarak hem o dönem için güncel olan hem de daha ezeli ve ebedi sorunlara ışık tutmuştur.

Sandokai, Kuzey-Güney ekollerinin birliğine işaret etmenin ötesinde Zen perspektifiyle de sınırlı kalmaz ve gerek doğa ilkelerine göndermeleriyle Taocu kökenlere, gerek Lotus ve Lankavatara Sutralarda geçen çeşitli kavramlara göndermelerle daha geniş anlamda Mahayana geleneğine gerekse de tüm varlıkların bağlaşıklığına özel bir vurgu yapan Kegon Budizmine atıfta bulunur ve bunu kırk dört dizelik bir şiirin sınırları içerisinde ustalıkla becerir.

Şiir daha başlığından itibaren çevrilmesi çok güç bir metin, pek çok sözcük birden çok anlam barındırdığı gibi bazı kavramların hakkıyla anlaşılması belki ancak o kavramlara ilişkin düşünce dünyasının etraflıca incelenmesi ve hazmedilmesiyle mümkün olabilir. Shunryu Suzuki’nin pek çok dersinde bu şiiri dize dize ele alarak açıklaması ve daha sonra bu tefsirin bile başlı başına hacimli bir kitap olarak yayımlanması bu işin güçlüğü konusunda okura fikir verecektir. Ancak şiirde de söylendiği gibi “sözleri işitince mananın kavranması”nın ve sözcüklerin çeşit çeşit anlam katmanlarına bir bağlılık geliştirmemenin Zen bakışı açısından önemini de akıldan çıkarmamalı. Zen bakışı sözcüklere sığmaz, hele ki birlikten söz eden bir şiir söz konusu olduğunda en iyisi onu oluşturan sözcükleri cerrah gibi kesip biçmektense birbiri ardına takip ederek o adımların bizi çıkardığı manzaranın keyfini sürmektir. Yine de şiirin temelini oluşturan bazı ikiliklere ilişkin bir kaç kısa yorum okur için faydalı olabilir.

Şiirin başlığı üç kelimeden oluşuyor: san-do-kai. San üç ve ziyaret etmek anlamlarına gelse de buradaki kullanımı çokluğa işaret ediyor, do aynı olmak, eşitlik, denklik anlamlarına geliyor, kai ise el sıkışmak tokalaşmak, anlaşmak, birbirine uymak anlamlarını taşıyor. Sekito bu şiirde, pek çok farklı görünüş olsa da bunların her birinin birbirine denk olduğuna, aralarında bir hiyerarşi bulunmadığına ve hepsinin de esas ilkenin tezahürleri olduğuna işaret ediyor. Zaten metinde geçen önemli karşıtlıklardan bir diğeri de esas ilke (ri) ve olgular (ji) arasındaki karşıtlık. Bilincimizle ve bu zihinle algılayabildiğimiz her şey; renkler, kokular, sesler, duygular, düşünceler, nesneler vesaire “ji” kapsamına girmektedir. “Ri” ise tüm bunların ötesindedir, ona “ri” ya da “esas ilke” dediğimizde ve açıklamaya kalkıştığımızda bile elimize geçen yine “ji” yani bir olgudan ibarettir. Şiirde de işaret edildiği gibi “ri” kaynaktır, “ji” ise nehrin çatallanan kolları. Hal böyleyken elbette bunlar aslında iki ayrı şey değildir, kaynak ve nehrin kolları birdir. Bunlar tıpkı şiirin ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkan ışık-karanlık ikiliği gibi aslında birbirini içermektedir ve birbirinden ayrı düşünülemez. Ayrıklık ve bağlaşıklık da Sandokai’nin ele aldığı temel ikiliklerden bir diğeridir. Budist “pratītyasamutpāda” ilkesi ontolojik olarak her şeyin birbiriyle sıkı sıkıya bağlı olduğunu, hiçbir şeyin aslında bütünüyle birbirinden yalıtılmış olarak düşünülemeyeceğini ifade eder. Her bir olgu ayrı birer yaprak olsalar da hepsi de kökten birbirine bağlı bir ağacın parçaları gibidir ve ağaçlar da ayrı birer varlık gibi görünseler de köklerindeki misel ağlarıyla, toprakla, suyla ve havayla birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Tüm varlıklar karmaşık ilişkiler ağı içerisinde yaşayan tek bir varlığın parçalarıdır. Ancak tüm bunları çok da gizemli bir hale getirmeye gerek yok. Sandokai’nin de belirttiği gibi, gizemin peşinde boşa vakit harcamaktansa önümüzdeki apaçık yola açmalı gözlerimizi.

Bu metnin çevirisinde Thomas Cleary’nin İngilizce çevirisi başta olmak üzere, Masunago Reiho ve Sotoshu Shumucho’nun çevirilerinden faydalanıldı. Özellikle Shunryu Suzuki ustanın Sandokai üzerine verdiği derslerin bir derlemesi olan Branching Streams Flow In The Darkness kitabındaki yorumları ve şiirdeki her bir Japonca ideogramın sözlükten ayrıntılı çalışması, yapıtın derinliklerine biraz olsun vakıf olmaya yardımcı oldu.

Yukarıda adını andığım isimlere teşekkürü borç bilirim. Ancak metni Türkçeleştirirken söz konusu İngilizce çevirilerin ve yorumların hiç birine sadık kalmayarak metnin kendi ufkumda canlandığı halini yorumladığım için hataların hepsini benim üstlenmem yerinde olacaktır. Bu boş çabamın tüm varlıkların mutluluğuna ve uyanışına bir şekilde katkıda bulunacağını umarım.

İnan Mayıs Aru

Çoklukla Denkliğin Uyumu

Hindistan’ın yüce pirinin zihni
Dosdoğru aktı ya Batı’dan Doğu’ya
İnsan zeki de olsa özünde, alık da,
Yol ne Kuzey’in pirini bilir ne Güney’inkini.
Manevi kaynak ışıl ışıl parlar
Akıntı kollarıysa karanlıkta akar.
Olgulara bağlanıp kalmak şüphesiz bir rüya
Ama esas ilkeye ulaşmayı da uyanış sanma.
Duyuların tüm nesneleri
Hem ayrıktır birbirinden hem bağlı.
Bağlı olan dahil olur bir diğerine,
Ayrık olan kalır yerinde.
Türlü türlü görünüme sahiptir biçimler
Kâh hoş gelir kulağa, kâh acı verir sesler.
Seçkin ve bayağı sözler karışır birbirine karanlıkta
Oysa duru ifadelerle bulanıklar seçilir aydınlıkta.
Kendi doğalarına döner dört element
Nasıl bir çocuk dönerse anasının kucağına.
Ateş ısıtır, rüzgâr devinir,
Su ıslaktır, topraksa katı ve sert.
Gözler için renkler, kulak için ses,
Burun için kokular, dil için tat var.
İşte böylece her bir olgunun
Bağlıdır kökleri, yaprakları ayrılır.
Gövde ve dallar, paylaşır aynı özü;
Kimi seçkin kimi bayağı, her birinin kendince sözü.
Işığın içinde karanlık vardır,
Sakın saf karanlık sanmayasın.
Karanlığın içinde ışık vardır,
Sakın saf ışıkla bakmayasın.
Işıkla karanlığın karşıtlığı
Yürüyen ayaklar gibi, önde biri arkada öteki.
On bin türün meziyeti hep kendince,
Üstlenirler yerine amacına göre.
Olguların varlığı tencere kapak gibi,
Esas ilkenin yanıtıysa havada buluşan iki ok.
İşitince sözleri sen manayı kavra
Kendince bir düstur uydurma.
Daha göremezken gözünün önündeki yolu
Nasıl yürüyeceksin bilgelik yolunu?
İlerleyiş dediğin ne uzak ne yakın bilir
Yolu yitirenin önünü keser dağlar nehirler.
Gizemin peşindeki saygıdeğer kişi,
Hiç boşa harcama sen gününü geceni.

Sekito Kisen
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Yazıyı Paylaşın