Şaka

Dünyanın tüm bozuk paraları.

Birleşin.

Pekala böyle de söylenebilirdi bir cümle. Ve bu haliyle hiç de kötü durmuyor. “Peki neden bozuk paralar?” diye soracak birisi.Bozuk paraların küçük çocuklar olduğundan habersizdir muhtemelen. Ve bir devrimin başlangıcında sapanlarımızın asil mermileri de olabilir onlar.

Bir grup üniversiteli eylemci barışçıl  amaçlarla toplanıp “bozuk para” eylemini tertip etmişti. Her yıl artan harç paralarını ödemeyi reddetmiyordu bu çocuklar. Yalnızca tüm parayı en küçük para birimiyle ödeyeceklerdi. Ellerinde çuvallarla harç kuyruğunda bekleyen öğrenciler. Ne kadar zam yaparsanız işiniz o kadar zorlaşır. Truva atı şaha kalkmıştı.

Sonra bir şair yeni yayımlanan kitabı için yayınevinden aldığı çekle bankaya girdi. Bütün parayı onluk kuruşlar halinde istediğini söyledi. Gün boyu elinin altından milyarlar akan ama hayatının da böyle avucunun içinden akıp gittiğini hisseden veznedar bu espriye ilk önce güldü. Ancak şairin pamuk helva isteyen bir çocuk kadar ciddi olduğunu anladığında gülümseyişi gerçek bir gülümseyişti. Bu eyleme ortak olmak güzeldi. Bozuk paralar hayatının akışını değiştirivermişti. Böyle şeyler olur bazen. Ama çok sık değil. Giysilerimizi çıkarıp sokaklarda çığlıklar atarak koşmak için böyle şeyleri beklememeliyiz.

Şair bankadan çıktığında elinde iki çuval vardı ve her köşe başında durup çuvaldan bir avuç alıyor ve arkasından gelen “Allah razı olsun”ları Allah’a havale ediyordu. Akşamüzeri bütün dilencilerin bir şişe köpek öldüreni ve Kırlangıç Sokak’taki tüm çocukların sapanları için yüklü miktarda cephaneleri olmuştu.

Hükümet üç gün süren krizden sonra çözümü tüm bozuk paraları tedavülden kaldırmakta buldu. Artık mermiler jöle gibi yumuşak ve anlamdan yoksundular. Hiçbir devlet yıkılmadı, kimse koltuğundan olmadı.

Fakat bir gün köşedeki bakkaldan kola alırken içeri giren ve “Eller yukarı, bu bir soygundur” derken gülümseyen vergi memurlarını gördüğümde anladım ki devrim başarıya ulaşmıştı. Kolayı içmekten vazgeçip başparmağımı şişenin ağzına koydum ve çalkalayıp soyguncuların yüzüne püskürttüm. İhtiyar bakkal şaşkındı ama gülümsüyordu. Vergi memurlarıyla bense kahkahalarla dışarı çıktık ve parka gidip gece yarısına kadar salıncaklarda sallandık.

İnan Mayıs Aru

Yazıyı Paylaşın