Rüya

raven

Kuzgun, ustası olan Boz Ayı’nın öğüdüne uyup ormanlardan yaylalara ve buz göllerine varıncaya dek uzun süre dolaşmıştı. Sonunda, gagasının altındaki yeniyetmelik tüyleri döküldüğünde, uzun bir ladin ağacının altında terk edilmiş bir yer bulmuştu. Burayı onardı ve öğrenciler gelmeye başladı. Aralarında daha önce Koyote Roshi ile çalışmış Oklu Kirpi de vardı. İlk öğrencilerinden bir kısmı o civarda yaşayan Ağaçkakan, Keklik, Porsuk, Baykuş ve Kara Ayı’ydı. Uzun ladinin altındaki çayırda çember kurup otururlardı. Kuzgun da onlarla birlikte oturur sonra da sorularını yanıtlardı. Daha muntazam eğitim zamanlarındaysa yakındaki bir meşe ağacının dış dallarından birine konardı – zamanla bu ağaca “Meclis Meşesi” demeye başlamışlardı. Taş bir çıkıntı da altar görevi görüyordu. Günlerden güzel bir günde Kuzgun ağaç dalına konup meclise seslendi:

“Biz hepimiz Shakyamuni Buda’nın rüyasında birer çocuğuz. O çemberimizin ortasına işaret ediyor ve Tanrıların Kralı da işaret ettiği yere bir çimen yaprağı saplıyor. Mabedimiz kuruldu, Buda gülümsüyor. Çemberimizin batı ucundaki çimlerin altından boy vermiş ana kaya Buda’nın mevcudiyeti. Çağlar boyu onun izinden giden binlercesiyle birlikte eğilip selamlıyor ve sutralarımızı okuyoruz. Havada onun tütsüsü var. Onun öğretisi durup düşünmemize yol açıyor. Burada onunla durun.”
Çember sessizdi. Sonunda Baykuş konuştu: “Bu senin rüyan olmasın sakın?
Kuzgun başını salladı: “Bu benim rüyam.”

Robert Aitken Roshi
Zen Master Raven kitabından
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir