Plastik Çiçekler, Plastik Zihin


Koreli Zen ustası Seung Sahn Soen-sa, New York’taki Uluslararası Zen Merkezi’ndeyken bir Pazar günü büyük bir tören düzenlenmiş. Yanlarında ikram ve hediyelerle bir sürü Koreli kadın gelmiş. Kadınlardan biri yanında koca bir buket plastik çiçek getirmiş ve yüzünde kocaman bir gülümsemeyle buketi Soen-sa’nın Amerikalı öğrencilerinden birine uzatmış. Öğrenciyse alelacele buketi orada duran ceketlerin altına sokuşturmuş. Ancak çok geçmeden başka bir kadın buketi orada bulmuş ve büyük bir sevinçle Dharma Salonu’na giderek çiçekleri sunağa yerleştirmiş.

Plastik çiçek buketini sunakta gören öğrencinin canı çok sıkılmış ve Soen-sa’ya giderek, “Bu plastik çiçekler korkunç duruyor. Onları oradan alıp çöpe atabilir miyim?” diye sormuş.

Soen-sa “Plastik olan senin zihnin. Bütün evren plastik,” demiş.

Öğrenci, “Ne demek istiyorsunuz?” diye sormuş.

Soen-sa cevap vermiş: “Buda der ki ‘Zihin arı duru olunca tüm evren de arı duru olur; zihin lekeliyse tüm evren lekelenir.’ Her gün üzgün insanlarla karşılaşırız. Onların zihinleri üzüntü içindeyken gördükleri, duydukları, tattıkları, dokundukları her şey de hüzünlüdür, tüm evren hüzünlüdür. Zihin mutlu olduğundaysa tüm evren mutludur. Bir şeyi istiyorsan ona bağlanırsın. Bir şeyi reddettiğinde de aynı şekilde ona bağlanırsın. Bir şeye bağlanmak demek o şeyin senin zihnin için bir engele dönüşmesi demektir. Yani ‘Plastiği sevmiyorum,’ demek ‘Plastiği seviyorum,’ demekten çok da farklı değil – ikisi de bağlılıktır. Plastik çiçekleri sevmediğin için zihnin plastikleşmiş ve tüm evren plastik. Bırak gitsin. O zaman hiçbir şey sana ayak bağı olamaz. Çiçekler plastikmiş değilmiş, sunaktaymış çöpteymiş umurunda olmaz. Hakiki özgürlük budur. Plastik bir çiçek plastik bir çiçekten ibarettir. Gerçek bir çiçekse gerçek bir çiçekten ibarettir. İsim ve biçime bağlanıp kalma.”

Öğrenci, “Ama burada herkes için hoş bir Zen merkezi kurmaya çalışıyoruz,” demiş. “Nasıl olur da umursamam? O çiçekler tüm odanın havasını bozuyor.”

Soen-sa şöyle cevap vermiş: “Biri Buda’ya gerçek çiçekler verecek olsa Buda memnun olur. Başka biri Buda’ya plastik çiçekler verecek olsa Buda yine memnun olur. Buda isme ve biçime bağlı kalmaz, çiçekler gerçek mi plastik mi umursamaz, tek umurunda olan şey o kişinin zihnidir. Plastik çiçekler sunan o kadınlar tertemiz bir zihinle geldiler ve yaptıkları şey Bodhisattva davranışıdır. Senin zihninse plastik çiçekleri reddediyor yani evreni iyi ve kötü, güzel ve çirkin diye ikiye ayırıyorsun. Bu yüzden senin yaptığın Bodhisattva davranışı değil. Yalnızca Buda zihnini koru. O zaman hiçbir şey sana ayak bağı olmaz. Gerçek çiçekler ne güzel; plastik çiçekler de ne güzel. Bu zihin, tüm suların içine aktığı koca okyanus gibi – Hudson Nehri, Charles Nehri, Sarı Nehir, Çin suyu, Amerikan suyu, temiz su, kirli su, tuzlu su, tatlı su hep içine akar da deniz birine bile ‘Senin suyun kirli, sen buraya akamazsın’ demez. Tüm suları kabul eder, birbirine katar da deniz olur. Sen de Buda zihnini korursan senin zihnin de okyanus gibi olur. Uyanışın denizi böyledir işte!”

Öğrenci Soen-sa’nın karşısında saygıyla eğilerek selam vermiş.

Stephen Mitchell’ın Dropping Ashes On The Buddha adlı derlemesinden
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir