Küreselleşme ve Etnopoetika Üzerine Bir Taslak

Etnopoetika: kendi kültürümüzün teori-pratiği ve
öteki kültürlerin teori-pratiği arasındaki olağan
sınırları aşmanın teori-pratiği olarak.

Etnopoetika: bizim kültürümüzün nasıl olup da
“bizim kültürümüz” olduğunun ve öteki kültürlerin nasıl
olup da “öteki kültürler” olduğunun sorgulanması olarak.

Etnopoetika: böylesi bir teşebbüs küresel tektipleşmeyi kolaylaştırma
aracı haline gelebilecekken Uluslararası (ulusötesi) bir Poetika
geliştirmenin riskleri üzerine bir tefekkür olarak.

Etnopoetika: “Geçmişi”, hadsiz tüketim kültürümüzün,
uzanamadığı yerlere/zamanlara da yayılmasının bir fırsatı olarak
görme tehlikesinden sakınma aracı olarak.
Etnopoetika, Retro ruhunun entelektüel şubesi olamaz.

Etnopoetika: EdebiTurizm’e düşmeksizin küyerel
bakış açısını kazanmaya bir davet olarak.

Etnopoetika: “Üçüncü Dünya”, “İlkel” ve “Marjinal-Alternatif”in
dil pratikleri üzerine bir tefekkür olarak.

Etnopoetika: zihnimizdeki kategorileri, miras aldığımız bir şey,
daima tırnak içine almamız gereken bir şey olarak düşünmenin
bir aracı olarak (dilin doğasını sorgulama).

Etnopoetika: şimdiki anın bakış açısından geçmişin
süregiden bir gözden geçirilmesi olarak (J. Rothenberg).

Etnopoetika: hayali bir çağdaş kurgusal etnopoetikanın
ciddi anlamda gelişimi olarak (A. Schwerner, S.
Sarduy, M. Bellatin).

Etnopoetika: etnopoetikanın öz-bilinci olarak; geçmişteki
etnopoetika teori-pratiğinin biteviye bir yapıbozumu.

Etnopoetika: sırf “bizim” kendi pratiklerimizi tükettiğimiz
ya da bunlar sıkıcı ve daha az cazip hale geldiği için
“Batı” edebiyatının ya da “Anaakım”ın dışına bakma
ayartısından bir kaçınma olarak.

Etnopoetika: sırf “Batı” kendini tüketmiş, sıkılmış ya da piyasalara bağlı
bir çürüme içinde diye “pratiklerimizin/pratiklerinin”
“Batı” tarafından suistimal edilmesine karşı bir tedbir olarak.

Etnopoetika: egemen (ama bitkin) bir geleneği yeniden
canlandıracak bir kaynak olarak öteki-poetik-pratiklerden
faydalanılmasına karşı bir eleştiri olarak.
Sanki öteki kültürlerin poetikası da petrolleri ya da
başka bir “doğal” ya da “kültürel” kaynağı gibi kendi
yararlarına kullanılabilirmiş gibi…

Etnopoetika: ortak bir zemin (eksen) inşası olsun ya da olmasın
geleneklerin gerçek bir çeşitlilik göstermesine yardımcı olarak.

Etnopoetika: dünya üzerindeki geleneklerin farklı, zıt ve hatta
birbiriyle uyuşmaz olması gerektiği inancına sahip olarak.

Etnopoetika: belli topluluklar içerisinde kendine has poetik pratiklerin
mevcudiyetini mümkün kılmış/kılan “doğa”nın ya da “şehir”in
korunmasına ilişkin bir politika olarak.

Etnopoetika: belli topluluklar içerisinde kendine has
poetik pratiklerin mevcudiyetini mümkün kılan
dillerin korunmasına ilişkin bir politika olarak.

Etnopoetika: genel poetikayı özel poetikadan ayırmanın
imkânsızlığı olarak.

Etnopoetika: diller ve genel olarak dil alanlarında
melezlenme, çapraz döllenme vs. kavramlarının
bir yansıması olarak (genel olarak ?).

Etnopoetika: antropoloji + felsefe + Kültür Araştırmaları +
Edebiyat + Öteki

Etnopoetika: “çoğunluklar” tarafından “azınlıkların”
poetik pratiklerinin incelenmesi olarak.

Etnopoetika: “azınlıklar” tarafından “çoğunlukların”
poetik pratiklerinin incelenmesi olarak.

Etnopoetika: Karşı-fetih olarak (Lezama Lima).

Etnopoetika: Çeviri-karşıtı olarak (Nathaniel Tarn).

Etnopoetika: “Oryantalizm”in sonu olarak (Edward Said).

Etnopoetika: “ötekiler”in yorumlamalara doğrudan cevap verebileceği
etkili bir diyalog inşa etmeksizin öteki kültürlerin
söylemini ve işlerini “anlama” (tahakküm altına alma?)
çabasının radikal bir eleştirisi olarak.

Etnopoetika: Frengilizce, Portenyolca, İspangilizce gibi
bireysel ya da ortak dil kombinasyonlarının ya da
poetik uzamdaki muhtelif dillerin mevcudiyetinin
bir çalışması ve deneyselleştirilmesi olarak.

Etnopoetika: “tek bir” dili “paylaşan” ya da “tek bir” dilin
geleneksel olarak birbirinden ayrılmış katmanlarını kullanan
ve sonuç olarak “tek bir” “kültürün” “dışına” çıkmak zorunda
“kalmadan” kültürlerarası (etnopoetik) eserler ortaya koyan
farklı kültürlerin bileşiminin incelenmesi olarak (örn. İspanya,
A.B.D. ve Latin Amerika’da kullanılan farklı İspanyolcaları
kullanan José Kozer ya da Amerika’da Bruce Andrews’in
farklı seviyelerde/sözvarlıklarıyla/toplumsal sınıflardaki
İngilizceleri bir arada kullanması gibi).

Etnopoetika: “Çevrilmeye” ya da “Çevirmeye” bir alternatif
oluşturmak üzere (Ana Dil haricinde)
öteki (kültürlere) dillere başvurma pratiği olarak.

Etnopoetika: çağdaş etnopoetika keşiflerinden bu yana
poetik öznenin kültürel paradigmalarındaki değişimlerin
araştırması olarak (şairin “şaman”dan, “rock yıldızı”na ve DJ’e dönüşümü).

Etnopoetika: ilginç (60’lara özgü) bir edebiyat dalı olarak “etnopoetika”yı
geride bırakıp bu terim belirgin ve şık olmak için
kullanışsız hale gelesiye dek bunu poetikanın
ayrılmaz bir parçası kılma stratejisi olarak.

Etnopoetika: teknoloji tarafından açılan
uluslararası/küresel/kültürlerarası alanın bir analizi olarak.

Etnopoetika: bir etnopoetika deneyi adına
radikal bir İnternet keşfi olarak.

Etnopoetika: paragraf ve satırdan ötelere uzanan bir deney olarak.
Şayet etnopoetika kendi amaçlarımıza uygun kaynaklar olarak
sözelliğin, resimsel ve öteki yazı biçimlerinin, sayfa harici düzenlerin
vb.nin keşfini derinleştirdiyse, tüm bu keşifleri de paragraf ve satırı
en nihayetinde arkamızda bırakmanın ilk aşaması olarak görmek gerek.

Etnopoetika: her türlü poetikanın daimi öneki olan bir “etno” olarak.
“Etnopoetika” sadece “Öteki”nin poetikası için geçerli değildir.

Etnopoetika: tercümenin bittiği yerin ötesine yönelik radikal bir arayış olarak.

Heriberto Yépez
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Yazıyı Paylaşın