Karartma Manifestosu

moonEn azından yılın yarısı Karartma’ya aittir. Aydınlanma, Karartma’nın özel bir durumundan başka bir şey değildir ve onun da kendine has geceleri vardır.
**
Demokrasi gün boyu her şeyi ayrımsızca aydınlatarak büyür. Ama gölgesiz öğle vakti Pan’a aittir. Ve gece ise şeylerin ya sırf kendi ışıltılarıyla parladığı ya da hiç parlamadığı “radikal bir aristokrasi”yi dayatır.
**
Perdeleyici, bağnaz ve batıl olan Karartma, trollere ve hava perilerine, cadılara ve büyücülere iş imkânı sağlar. Belki de Doğa’yı yeniden efsunlayacak yegâne şey hurafelerdir. Su perileri ve yabani orman tanrılarından korkan ve bunları arzulayan insanlar ırmakları kirletmeden ve ormanları tıraşlamadan önce bir daha düşünecektir.
**
Elektrik gölgeleri defetti – ama gölgeler “hayaletler”dir, ruhlardır, bizzat ışığın ruhları. Kutsal ışık bile kendi organik ve gizli karanlığını yitirdiğinde bir kirlilik biçimine dönüşür. Hapishane hücrelerinde elektrik ışıklarının seviyesi asla ayarlanmaz; ışık baskı ve hastalık kaynağına dönüşür.
**
Hurafeler uydurma olabilir ama daha derin bir hakikat üstüne kuruludurlar – yeryüzü canlı bir varlıktır. Bilim gerçek olabilir, mesela iş görür ancak öte yandan daha derin bir hakikat üstüne kuruludur – maddenin ölü olduğu hakikati.
**
Dr Frankenstein’ın şatosuna meşale ve tırpanlarıyla saldıran köylüler Karartma’nın baskın birlikleriydi, makine kırıcı milislerimiz. Tarihteki özgün Makine Kırıcılar iş makinelerini, bilgisayarların atalarını parçalamıştı.

 **
“Neolitik muhafazakârlık” (Paul Goodman’ın anarşizm tanımı) kendini ayrılık ve aynılığın sıkıcı kaçınılmazlığının dışında konumlandırır. Her mağara adamı bir Prens Kropotkin, her mağara kadını bir Bayan Nietzsche. Falansterimiz mumlarla aydınlanabilir ve Tutkularımız posta güvercinleri ve sıcak-hava balonlarıyla iletilebilir.
**

Devlet ve Kapital asla ortaya çıkmamış olsalardı bugün bilimin nasıl olacağını bir düşünün. Romantik Bilim, bilinç ve Doğa arasındaki korkunç bölünmelerden müstesna bir ampirizm önerir; böylelikle de sanki ayrılık ve yabancılaşma hiç var olmamış gibi Neolitik simyayı sürdürür: para için değil hayat için, savaş için değil sağlık için, verimlilik değil haz için bilim; Novalis’in “şiirselleşmiş bilim”i.
**
Elbette teknolojinin kendisini de cinler çarpmıştır – her makine için bir hayalet. Gelişim miti kendi gulyabani ve ifritlerinden olma bir yıldız kadrosuna sahiptir. Bilinçli ya da bilinçsizce (ne fark eder ki?) hepimiz tekno-distopya’da yaşadığımızın farkındayız ama bunu dayak yiyen serflere özgü bir kadercilikle, sanki hakiki Doğa Kanunu buymuş gibi kabul ediyoruz.
**
Teknoloji, büyünün mucizelerini taklit eder ve dolayısıyla da onları küçültür. Akılcılığın kendi Papa’ları ve ayin terennümleri vardır ama yaptıkları bir çözme büyüsüdür. Ya da daha ziyade: tüm sihir paraya, tüm iktidar titanlara özgü bir totalitenin teknolojisine, yaşamın karşısında sersemleten ve heves kıran bir şiddete göç etmiştir.
**
Dünya’nın Sonu’na (ya da hiç olmazsa bir dünyanın sonuna) yönelik evrensel düzeydeki korku/arzunun nedeni işte budur. Zavallı Hıristiyan, Müslüman, Yahudi ahmaklara köktenci nihilizm tarafından nasıl Son Gün’ün hem bir korku şovu hem de bir coşku olacağı yutturulduysa, dünyevi Yuppiler de küresel ısınmanın anlamsız bir terörün sembolü olduğuna inanırken bir yandan da coşkulu bir Afet-sonrası, Hobbit-vari, yerelde sürdürülebilir, güneş enerjili gemutlickeit vizyonuna kapılıyorlar. Böylelikle teknopatokrasi kendi içindeki kaçış sübapı fantezisiyle donanımlı gelir: Teknolojinin kendi Ragnarok’u ve anlamın ani afetengiz onarımı. Aslında Sermaye, kendi Sonu’na yönelik umudu metalaştırarak kendisine karşı olan yoğun memnuniyetsizliği sermayeye çevirebilir. Tam da kendini beğenmiş bok parçalarının kazan-kazan durumu diyecekleri şey.
**
Kış Gündönümü (Çin folkloründe Kaos Günü) Karartma’nın resmi tatillerinden biridir, diğerleriyse Samhain ya da Halloween, Kış’ın ilk günü.
**
Karatma toplumsal olarak Kromanyon ya da “Atlantisliler” bileşiğine tekabül eder – Devlet’ten önce olduğu için anarşisttir – tarım ve sanayiye karşı bahçıvanlık ve buluşma – halka açık alanların derebeyi ya da Devlet tarafından istimlâkine karşı avlanma hakkı. Tüm Devletler ve şirketler ve Mammon ve Molok kültleriyle beraber elektrik ve içten yanmalı motor da kapatılmalı.
**
Nihai amacımıza rağmen adım adım geri çekilme arzusundayız. Buhar gücü ya da hidrolikleri kabul etmeye razı olabiliriz. Üstünde anlaşabileceğimiz en yakın tarih 1941, idealimiz M.Ö. 10.000 ama o kadar da katı değiliz. Karartma bir katışıklılık, bir karışım ve gölge biçimidir.
**

Karartma, para ve Devlet asla ortaya çıkmamış gibi olmasını sağlayacak bir ilaç geliştirilmesini tahayyül eder, Prometheci teknolojiye değil yeryüzüne, hayvanlara ve insanlara dayalı bir ilaç. Karartma, tüplere bağlı ve gün boyu TV karşısında bir hastane yatağında geçirilecek üç beş yıl ilave ederek “yaşam süresini” uzatan ve bunun karşılığında hastanın (tam anlamıyla “mustaribin”) biriktirdiği her kuruşu alıp çocuklarına ve varislerine de yüklü faturalar bırakan ilacın hiç de hayranı değil. Ne gen terapisi ne de tiksinç süper zengin post-insanlar için plastik cerrahi etkilemiyor bizi. Kocakarıların ve şifacıların “Ortaçağ hurafelerinin” ampirik bir gelişimini, Ivan Illich’in toplumun gayrı-tıbbileştirilmesi üzerine yazdığı kitapta önerildiği üzere düzeltilmiş bir Paracelsus halk tıbbını yeğleriz. (Katolik bir anarşist olarak Illich’i bir nevi Karartma azizi sayıyoruz.) (Karartma bir miktar “Tory anarşizmi”ne benzer, bu terimi ilk kez Max Beehbohm’un son olarak da John Mitchell’ın kullandığını gördüm.) (Diğer azizlerimiz: William Blake, William Morris, A.K. Coomaraswamy, John Cowper Powys, Marie Laveau, Kral Faruk…)
**
Politik açıdan Karartma anarko-monarşizmi savunur, aslına bakılırsa İskandinavya’daki monarko-sosyalizm gibi ama daha radikali, ziyadesiyle sembolik ama iktidarsız krallarla sürüsüne bereket güzel ritüel Proudhoncu bir anarko-federalizm ve Mütekabiliyetle harmanlanmış. Georges Sorel’in (Şiddet Üzerine Düşünceler’in yazarı) bizim de bir şekilde yakınlık hissettiğimiz Cercle Proudhon (1910-1914) içerisinde anarko-monarşist çömezleri vardı. Karartma bölücülük ve ayrılıkçılığı çoğunlukla destekler; bir sürü küçük devlet birkaç tane büyükten evladır. Özellikle Amerikan İmparatorluğu’nun parçalandığını görmek için can atıyoruz.
**
Karartma ayrıca Albay Kaddafi’nin Yeşil Kitabı’na ve Bonnot Çetesi’ne (Stirnerci Nietzscheci banka hırsızları) eleştirel bir hayranlık besler. İslam Alemi içinde tüm örtük-modernist hiperortodoksilere ve hınç siyasetlerine karşın sufizm ve İsmailiye gibi “Ortaçağ birikimleri”ne taraftır. Ayrıca Massignon ve Foucault’nun da pek methettiği İranlı Şii/Sufi sosyalist şehit Ali Şeriati’ye de meftunuz.
**
Kültürel açıdan Karartma aşırı neo-Romantizimi hedefler ve bu nedenle Sol’daki düşmanları tarafından faşizmle itham edilecektir. Buna cevabımız şöyle olacak; (1) biz ister Sağ’dan gelsin ister Sol’dan tüm otoriter merkeziyetçiliklere kati surette karşı çıkan anarşistler ve federalistleriz, (2) tüm ırklardan yanayız, hem farklılığı hem dayanışmayı seviyoruz, aynılığı ve tecridi değil, (3) Gelişim ve teknoloji mitini reddediyoruz – tüm kültürel Fütürizmi – ideolojik temelleri ne olursa olsun tüm planlamaları – her türlü tekdüzeliği –kurumsal dinlere de piyasa demokrasisi ve bitmez tükenmez savaşlarıyla seküler akılcılığa da riayeti reddediyoruz.
**
Karartmacılar “büyüye inanır” ve bu yüzden Devlet’in tekno-şiddet tekeliyle aşık atmaktan
sa gerilla savaşlarını büyücülük yoluyla vermelidirler. Giardano Bruno’nun İmge Büyüsü bizim gizli silahımızdır. İzdüşümsel hiyeroglif hermönotiği. Şiirsel Terörizm eylemleri, sürrealist sabotajlar, Bakunin’in “yaratıcı yıkım”ı – ama aynı zamanda yıkıcı yaratıcılığı, hermetiko-eleştirel nesnelerin icadı, söz/imge “efsun”larının hiyeroglif izdüşümleri – (daima) sırf bir “politik sanat”tan fazlasını hedefleyen – daha ziyade hakikatten feci ya da hayırlı sonuçları olan bir büyülü sanat – tüm bunlar aracılığıyla uzak bir mesafeden dramaturjik bir biçimde gerçekleştirilen sembol manipülasyonuyla eylem. Sağ’dan düşmanlarımız buna politik pornografi deiyebilir “ve (genelde olduğu üzere) haksız da sayılmazlar. Pornonun ölçülebilir bir fizyopsikolojik etkisi vardır. Biz de böyle bir şeyin peşindeyiz, kesinlikle, sadece daha muazzamı ve Brecht’ten ziyade Artaud’yu andıranı – aman ha “Halis Sanat” ya da başka bir Platoncu pürizmle karıştırılmasın – daha ziyade deneysel stratejik bir “sitüasyonist” sanat, tüm kitle medyasının dışında, hakikatten yeraltında, Karartma’ya yaraşır şekilde, gevşek yapılı “rizomatik” bir Tong ya da hürmason komplosyumuşçasına.
**
Karanlığın kendine has ışıkları ya da Henry Corbin’in dediği gibi “fotizm”leri vardır; asıl itibariyle entoptik/ hipnagojik fosfenimsi olgular ve mecazi anlamda (ya da hayali) Paracelsus’un Doğa ruhları gibi ya da Blakeçi bir ifadeyle iç ışıklar. Aydınlanma’nın kendi gölgeleri vardır ve Karartma’nın da Nurları; ve şahsi olanlar dışında fikirler yoktur (teolojik ifadeyle melekler). Rivayet o ki Osmanlılar Konsantinopol surlarını kuşatmışken Bizanslılar “meleklerin cinsiyeti”ni tartışmakla meşgulmüş. Bu, Karartma’nın doruk noktası olabilir mi? Biz de paylaşıyoruz bu takıntıyı.

Hakim Bey
Çeviri: İnan Mayıs Aru

[ARTHUR MAGAZINE Sayı 29 – Mayıs 2008: Peter Lamborn Wilson’un Yeşil Hermetizm’in ideallerini destekleyip yayacak politik bir hareket için yarı ciddi önerisi.]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir