Gerçekler ve Kurgular

Yüz Mesel Sutrası’nda şu hikaye anlatılır: 

Beş yaşındaki oğluyla beraber yaşayan genç ve dul bir adam bir gün eve döndüğünde evinin yanıp küle döndüğünü görmüş ve oğlu da ortalarda yokmuş. Yanmış evin yakınlarında kömüre dönmüş bir çocuk bedeni bulup feryat figan ağlamış. Oğlunun naaşını Hint törelerine göre yaktırıp küllerini de bir keseye koymuş, gece gündüz yanında taşırmış. Oğluysa aslında ölmemiş, yangının olduğu gün haydutlar tarafından kaçırılmış. Aradan bir zaman geçtikten sonra bir yolunu bulup haydutların elinden kaçıp babasının yerini bulmuş ve gece vakti babası tam da kül kesesini yastığının altına koyup yatacakken kapıyı çalmış. Adam, “Kim o?” diye seslenmiş. Çocuk, “Oğlunum,” dese de adam inanmamış, “Yalancı, benim oğlum aylar önce öldü,” deyip kapıyı açmamış. Çocuk ne kadar üstelese de nafile, adam kapıyı sımsıkı kapamış. Çocuk da ne yapsın sonunda almış başını gitmiş. Adam artık oğlunu gerçekten de yitirmiş.

Bir gerçeğe bel bağlayıp da onu tek gerçek bildik mi işte böyle hakikat gelir kapımızı çalar da biz doğru bildiklerimize bağlılığımız yüzünden kapıyı bir türlü açmayız.

Yazıyı Paylaşın