Deli Çiftçi, Dalgalandırarak Pütürlü Daldan Bayrağını, Ayrılıyor İttifaktan

İktidar ve paranın ittifakından,
iktidar ve sırların ittifakından,
hükümet ve bilimin ittifakından,
hükümet ve sanatın ittifakından,
hırs ve cehaletin ittifakından,
deha ve savaşın ittifakından,
dış uzay ve iç boşluğun ittifakından,
usulca ötelere yürüyüp gidiyor Deli Çiftçi.
Bir tek o var ama o gidiyor yine de.
Dönüyor yuvası bildiği küçük memlekete,
bir uçtan bir uca yürüyebileceği ufak ülkesine. Okumaya devam et

Ekoloji – Yuvanın İrfanı

Yaşadığım yerde ufuk bir çizgi değil, güneşin huzmeleriyle yeşilin bin bir tonuna bürünen örtüsüyle inişli çıkışlı, art arda sıralanan tepeler ve dağlardan oluşan bir dalga. Mavi gökte parça parça ak bulutların gölgeleri koşuyor bu dalgaların üzerinde. Hızlarına yetişemeyeceğimi bilseler de her gün beni de onlarla birlikte o dağlarda dolanmaya çağırıyorlar. Çağrılarına uymamak elde değil.

Akdeniz’in alâmetifarikası kızılçamlar altındaki mersinler, tespih ağaçları, böğürtlenler, saparnalar ve yer yer de pırnal meşeleriyle çevrili patikalarda yürüyerek ormanın içine dalıyorum. Görünüşte orman huzur dolu, kendimi burada yuvada hissediyorum. İki atmaca tepemde dönerek bana eşlik ediyor, dağın sırtını aşarken. Bir süre sonra çığlık çığlığa bağırmaya başlıyor sanki ileride karşılaşacağım bir tehlikeye karşı beni uyarıyorlar. Okumaya devam et

Fırtına

Chiura Obata

Nereden çıktı bu fırtına
Uğul uğul gökte dönen
Ormandaki ağaçları sallayan
Savurup açan bambu kapımı
Ne kolları var ne bacakları
Nasıl gelip gidiyor
İzini sürme çabalarım beyhude
Sarp kayalıklardan kükrer bir kaplan

Shihwu – Taşev (1272 – 1352) Dağlarda yaşayan, Han Shan soyundan bir Budacı şair.
Çeviren: İnan Mayıs Aru

*Son dizede hsiao olarak telaffuz edilen Çince sözcük hem kükremek hem gülmek anlamlarına gelse de Ming dönemindeki üç edisyon içinde de kükremek biçiminde basılmışken sonraki baskılarda gülmek tercih edilmiştir. Her halükârda Çin’de kaplan rüzgârın kaynağı sayılır. Eski bir Çin sözünde “Bir kaplan kükrediğinde rüzgâr çıkar. Bir ejderha havada döndüğünde bulutlar toplanır.” denir.

Ağacın Uykusu

img_20161126_093757

Işık besini, yaprakları gözleridir
bitkinin; avının peşinde koşan,
uçan, sürünen canlıların aksine
kökleriyle toprağa bağlı varlıklar
büyür, eğilir, bükülür avının peşinde.
Otlar ve ağaçlar yapraklarıyla görür.

Güz uyku mevsimi:
ağaç yumar gözlerini
yaprak dökümüyle.
Fırtınaların beşiğinde, rüzgârların ninnisiyle
gelecek bahara kadar
düşler ve kâbuslar biriktirir
örtüsüz çıplak dallar.

İnan Mayıs Aru

Yabanın Çağrısı

fb_img_1478079978788
Şişko ihtiyar adam gece yatağında
Duyuyor şarkı söyleyen Kır Kurdunu
Onca yıl çiftçilik, madencilik, odunculuk yapmış.
Katolik.
Kaliforniya’nın yerlisi.
Tutmuş Kır Kurtları uluyor
Sekseninci yaşında.
Çağırır Hükümet
Tuzakçısını
Demir kapanlarla yakalarlar Kır Kurtlarını,
Yarın.
Oğullarım yitirecek
Bu müziği, oysa daha yeni başlamışlardı
Sevmeye. Okumaya devam et

Devrim Şarkıları – 42

images-1

sınır bekçilerine pasaportunu uzattığın her sefer
soluk kesilir
kurt avlanır
ve bir ışık söner gider

birazcık vergi ödediğin her sefer
çimen hasta düşer
ve bazı kızlar sakatlanır
ve ölürler gaz verilen işçiler gibi

oy verdiğin her sefer
mahkumların için oy verirsin
ve ekmek kararır
ve kara çocuklar tecavüze uğrar Okumaya devam et

Gerçeklik Şatosunda Bir Yolculuk

toad

Irmak kıyısında yumurtalarını bırakıp kaçmıştı hilekâr kurbağalar gerçeklik şatosuna. Enselerindeydik, ama yakalamamız bir hayli vakit alabilirdi. Gerçeklik şatosunun öyle çok odası, geçidi ve dehlizi vardır ki bin tonluk bir balinanın bile iyi donanımlı bir düzine avcıdan uzunca bir süre saklanması mümkün olabilir.

Neyse ki bizim yanımızda bir şamanımız vardı. Bir şaman farklı gerçeklikler arasında kontrollü olarak yolculuk yapabilen biridir. Bir şizofren aynı yolculuğu kontrolsüz olarak yapar ve bu tehlikelidir. Tıpkı bir kaydırak tünele atlamak gibi… Tabii çocuk parklarındaki kaydıraklardaki kadar güvenli bir yolculuk değildir yaşayacağın. Neyse, bizim yanımızdaki zaten bir şizofren değil bir şamandı; hangi kapıyı açmamız gerektiğini gayet iyi biliyordu ve açtı (yanlış kapıyı açmak bazı durumlarda ölüm sebebi olabilir). Okumaya devam et

Semender

indir (11)
Yüzünde denizin çizgileri,
          Kızıl sakallarından toprağa yayılan
          bir gülümsemeyle göğe dönüp dedi:

Güneşe işaret eden parmağımla
          güneş arasında
          bir kuş uçmakta.

Aldanmadan, yakmadan gözlerini,
          Onu izler semender
          kızgın kayada.

İnan Mayıs Aru

Yaprakların Sutrası

Birth_of_the_future_Buddha_in_the_Lumbini_grove
Böyle işittim ben. Rajgir yakınlarında bir yerde bir yaz ikindisi, günün sıcağı yakıp kavururken, tozlu kumullarda Ananda’yla yürümekte olan Âlemin Yüz Akı şöyle dedi: “Ananda, bu bulunduğumuz yer pek sıcak.”
“Evet, Âlemin Yüz Akı, gerçekten de pek sıcak,” diye cevap verdi Ananda.
Âlemin Yüz Akı, yanında yürüyen Ananda’ya dönüp zarif bir hareketle kolunu, ağaçların yapraklarını söküp sepetlerle taşıyan eli bıçaklı işçilerin saldırısına uğramış bir palmiye korusuna uzattı.
“Ananda,” dedi Âlemin Yüz Akı, “neden bu işçiler palmiyelerin yapraklarını topluyor?” Okumaya devam et

Kediye Kedi Derim

CYMERA_20160601_151224

Hepimiz devrimci bir mesele olarak neyin nasıl üretileceğiyle uğraşıyoruz da kimse bizzat üretimin kendisinin devrimci bir mesele olduğunu belirtmiyor. Şayet üretim kapitalist sömürünün temelini oluşturuyorsa üretim tarzını değiştirmek de yalnızca sömürü tarzını değiştirmek olacaktır.
Kediyi kızıla da boyasanız kedi kalır.
Üreten kutsaldır. Elini sürme! Devrim adına feda edilmesini kutsallaştır ve les jeux sont faits.*
“Peki ne yiyeceğiz?” diye sorar kaygılı insanlar. “Peynir ekmek,” der realistler, bir gözleri cukkada öbürü silahlarında. “Düşünceleri,” diye belirtir sersem idealistler, bir gözleri düşler kitabında diğeri insan soyunda. Kim üretkenliğe el sürmeye kalktıysa bunu bulur karşısında.
Kapitalizm ve ona karşı dövüşenler üreticinin cesedi üstünde yan yana oturur ama üretim sürmelidir.
Siyasal ekonomi eleştirisi, üretim tarzının en az çabayla rasyonalizasyonudur (hem de tüm bunların kaymağını yiyenler tarafından). Geri kalan herkes yani sömürüden muzdarip olanlarsa her şeyin yerli yerinde olduğunu görmeye odaklanmak zorunda. Yoksa nasıl yaşardık? Okumaya devam et