Amanda’yla Yaşamın Anlamı

durbirmolaver

Arabayla nehir yolundan yukarı doğru giderken görüp de dokunmadığım altmış bin ağaç var. Aynen benim gibi, Amanda da süratle giden cipin içinde hapis, ama o her ağaca dokunuyor.                                                                                       Kayıt – 10 Mayıs                                              Marks Harikulade’nin Defteri(1)

Günlerini sonsuz yanılgı içinde geçirdiğini bilmenin huzurunu yaşayan insanların rahatlığı vardır Amanda’da. Evrenin büyük ve güzel ancak anlamsız olduğu bilgisi onu anlam arayışından uzak tutuyor ve Amanda güzelliğin tadını çıkarıyor. Onun için tek anlam “üslup”. Çünkü şaman olmayı kafasına koymuş bir gencin daha önce söylediği gibi, ahlâk yaşam estetiğidir, yaşama kendisinin içermediği anlamlar yüklemektir. Amanda da “Gerçek oyunbozanlık her şeyin anlamsız olduğunu söylemek değil; evrenin bir anlamı olduğunu ancak biz ‘zavallı ölümlülerin’ bu anlamı bilmekten aciz olduğunu söylemektir” demişti. Anlamsızlığın içinde her şeyin bir bütün olduğunu kavramış olan Amanda elbette bir cipin içindeyken ağaçlara dokunabilir ya da radyosu çalınmış olsa bile müziği duyabilir. Müziğin kendisi sonsuz yanılgının bilgisidir ve enstrümanlar da bu dinin papazları, rahipleri, şeyhleri, pirleridir. Sonsuz yanılgının bilgisine sahip olan bir kişi onlar olmadan da müziği duyarak ibadet edebilir.

Her şey maddeden ibarettir, burada ve şimdidir. Maddenin dışında kalanların hepsi de müziktir. Amanda’nın dokunduğu şey ağaçların müziğidir. Marks Harikulade yukarıdaki satırları yazmış olduğuna göre o da müziği duymuş olmalı; ne yazık ki onun anlam arayışı müziğe dokunmasına izin vermezdi.

Bilmedir sezdiren her şeyi. “Ben” ışıldar uzayda bilme ile. Tek varlık sez bilende ve bilinende.

                                                        Şiva’nın Devi’ye Öğüdü(2)

Amanda kendisi o ağaçlardı zaten, o kendisi müzikti. Pek çok kişinin anlamadığı da bu işte; varlık tektir, görünenlerse Tek olanın yansımaları. Ama bir Bütün’ün parçalarından çok, her şeyi kendinde içeren tek bir zerrenin, yoğun bir noktanın tayflarıymışçasına.

1) Tom Robbins, Dur Bir Mola Ver, Ayrıntı Yayınları

2) Zen Eti Zen Kemiği, Söz Yayınları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir