Acı Üzerine – 1

Buddha’nın uyanış öğretisi temelde acı, cefa, ıstırap, dert ya da keder olarak çevrilebilecek dukkha ve bundan kurtuluşla ilgilenir. Dukkha, dünyaya gelmiş olmakla başlar ve ölüme dek sürer. Peki, tam olarak nedir bu dukkha?

Dukkha sözcüğü Sanskritçe “kötü” ya da “zor” anlamı taşıyan du- önekinin boşluk anlamına gelen –kha köküne eklenmesiyle oluşur. Aynı köke “iyi” ya da “kolay” anlamını taşıyan su- öneki getirildiğindeyse sukha sözcüğü elde edilir: mutluluk, rahatlık, kolaylık.

Boşluk anlamına gelen (ve daha sonra gökyüzü ya da hava anlamlarını da kazanan) “kha” kökünün altı pek çok biçimde doldurulabilir. Ancak yine kelimenin kökenlerine gittiğimizde Sanskritçeye göçebe Aryan kavminin dilinden geçen bu sözcüğün esasen Aryanların at arabalarının dingil boşluğundan geldiğini görürüz. Yani eğer arabanın dingili boşluğa doğru dürüst oturmuyorsa bu sarsıntılı ve kötü bir yolculuk yapacağınız yani acı çekeceğiniz anlamına gelir.

Tao Te Ching’te de şöyle denerek boşluğun önemine vurgu yapılır:
Otuz çubuk buluşur tekerin ortasında
Ortadaki boşluktadır arabanın yararı
Balçıktan çömlek oyarlar
İçindeki boşluktadır çömleğin yararı
Ev yapan kapı pencere açar duvara
Oradaki boşluktadır evin yararı

Yani acı, keder, ıstırap hep hayatlarımızdaki boşluğun düzgün kullanılmamasından kaynaklanır. Buddha, dukkha’nın kaynağı olarak güç istencine, haz istencine ve varoluş istencine işaret eder. İşte dingilin boşluğa doğru dürüst oturmamasının nedeni hep bu bağlardır. Dukkha’dan kurtulmak istiyorsak öncelikle bu bağlardan kurtulmamız gerekir.

Geleneksel pek çok öğreti gibi Hinduizm de dukkha’yı sona erdirmek için Atman’ın yani benliğin ya da ruhun, varlıktaki değişmeyen özü üzerine çalışmaya odaklanırken Buddhacılık dukkha’nın bununla aşılamayacağını çünkü varlığın aslında değişmeyen bir özü olmadığını savunarak her şeyin gelip geçiciliği (Anicca) ve benliksizlik (Anatman) ilkelerine işaret eder.

Varlığın değişmeyen bir özü olmadığı iddiasıyla beraber ele aldığımızda Buddha’nın uyanış öğretisinin temelde anarşist bir öğreti olduğunu söyleyebiliriz, zira anarşi de değişmeyen bir öz, güç, evrendeki temel ilke olarak arkhe’nin reddi üzerine kuruludur. Benliksizlik çalışması bir anarşi çalışmasıdır.

Benlik dediğimiz şey üzerine çalışarak benliksizliği ve her şeyin birbiriyle bir bütün oluşturduğu gerçeğini kavrarız. Zen ustası Dogen’in sözleriyle:

“Buddha yolunu çalışmak benliği çalışmaktır, benliği çalışmak benliği unutmaktır ve benliği unutmak on bin türle aydınlanmaktır.”

İnan Mayıs Aru

Yazıyı Paylaşın