Merhamet

Üç çeşit merhamet vardır. Bunlardan ilki bu dünyanın olgularına, duyarlı varlıklara karşı duyulan merhamettir. İkincinin nesnesi ise bizzat canlılar değil, ilkeler ve özlerdir. Üçüncüsü ise yönelecek hiç bir nesnesi olmayan sınırsız merhamettir. Bu üç merhamet birbirinden oldukça farklıdır.

Canlı varlıklara yönelik merhamet bu varlıkları ve bunların yanılsamalarını gerçek kabul ederek bu gerçek saydığı yanılsamalar içerisinde onlara yardım etmeye çalışan kişinin merhametidir. Bu, sınırları duygular tarafından çizilen duygusal bir merhamettir. Bu da bir arzunun ürünüdür ve bu nedenle esasen özgürleştirici bir merhamet değildir.

İlkeleri ve özleri esas alan merhametse, tüm varlıkları neden-sonuç ilişkilerinin çeşitli koşullara bağlı ürünleri, kendi başlarına bir benliği olmayan bir ilkeler ve özler bileşimi olarak gören kişinin merhametidir. Bu birer yanılsama olduğu bilinen varlıkları yanılsamadan ibaret acılarından kurtarmak için yine yanılsamaya dayalı araçlar kullanan bir merhamettir. Her ne kadar duygusal merhametin sınırlılıklarını aşsa da bu hayali merhamet de yanılsamalar dünyasında kalır ve bu nedenle tam anlamıyla özgürleştirici bir merhamet değildir.

Muso Soseki (1275-1351)
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Sandokai (Çoklukla Denkliğin Uyumu)

Sekizinci Zen piri Sekito Kisen (Shitou Xiqian, 700–790) tarafından yazılmış bir şiir olan Sandokai, Soto Zen okulunun temel metinlerinden biri sayılmakta ve Soto manastırlarında her gün dua gibi okunan sutralar arasında yer almaktadır.

Sekito Kisen’in döneminde Zen artık Çin’de giderek popülerleşmeye başlayan ve pek çok izdeşi bulunan bir öğreti haline gelmişti. Tam da bu dönemde Zen izdeşleri arasında, aniden uyanışı savunan Güney Ekolü ve kademeli uyanışı savunan Kuzey Ekolü şeklinde bir ayrım ortaya çıkmış ve bu iki ekolün taraftarları arasında ciddi çekişmeler yaşanmıştı.

Sekito, Sandokai’de hem Kuzey ve Güney ekolleri arasındaki ayrılığa hem de aynılık ve farklılık, ışık ve karanlık, olgular dünyası ve esas ilkeler arasındaki ikiliğe birleştirici bir pencereden bakarak hem o dönem için güncel olan hem de daha ezeli ve ebedi sorunlara ışık tutmuştur. Okumaya devam et