Vicdani Retçi

Öleceğim tamam ama
tek yapacağım bu Ölüm için.
Atını ahırdan çıkardı, duyuyorum;
Zeminde nal seslerini duyuyorum.
Telaşlı; yapacak işleri var Küba’da,
Balkanlar’da, bu sabah bir sürü görüşme yapmalı.
Ama dizginleri ben tutmayacağım
o eyerini takarken.
Kendi başına binsin atına:
Ona koltuk çıkmayacağım.

Kamçısıyla omuzlarımı kırbaçlasa da,
Söylemeyeceğim tilkinin ne yana gittiğini.
Toynağını göğsüme dayasa da, söylemeyeceğim
zenci çocuğun bataklıkta gizlendiğini.
Öleceğim tamam ama tek yapacağım bu Ölüm için;
Onun maaş bordrosunda kaydım yok benim.

Ona dostlarımın yerini söyleyecek değilim
ne de düşmanlarımın.
Ne vaat ederse etsin bana,
Kimsenin kapısını tarif etmeyeceğim.
Canlıların arasında casus muyum ki ben,
insanları Ölüme teslim edeyim?
Kardeşim, anahtarı da planları da şehrimizin
güvende hep benimle, ben olmam asla sebebin.

Edna St. Vincent Millay
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Büyük Aile İçin Niyaz

-bir Mohawk duasından-

Şükürler Olsun Yeryüzü Ana’ya, gece gündüz süzülüp duran
ve onun toprağına: zengin, nadir ve lâtif
öyle olsun zihinlerimizde.

Şükürler Olsun Bitkilere, güne bakan, ışık büken yaprak
ve incecik kök-saçlarıyla; kımıltısız duran rüzgârda
ve yağmurda; dansları çiçek açan spiral damarda
öyle olsun zihinlerimizde.

Şükürler Olsun Havaya, yüksekten uçan Ebabil’i ve şafakta
sessiz Baykuş’u taşıyan. Şarkımızın nefesi
arı duru can meltemi
öyle olsun zihinlerimizde.

Şükürler Olsun Yaban Varlıklara, sırlar, özgürlükler ve
yollar öğreten kardeşlerimize; sütlerini paylaşan bizimle;
benliği tam, cesur ve tetikte
öyle olsun zihinlerimizde.

Şükürler Olsun Suya: bulutlar, göller, nehirler, buzullar;
tutan ya da salan; her daim akıp duran
bedenlerimizde tuzlu denizlerde
öyle olsun zihinlerimizde.

Şükürler Olsun Güneşe: göz kamaştıran, titreşen ışığı sızar
ağaç gövdeleri, puslar, ılık mağaralar içine
ayılarla yılanların uyuduğu— bizi uyandıran o—
öyle olsun zihinlerimizde.

Şükürler Olsun Engin Göğe
Milyarlarca yıldız tutan— ve daha da ötesine uzanan—
tüm erklerin, fikirlerin ötesine
ve yine de içimizde—
Uzay Dede.
Eşidir Zihin onun
öyle olsun.

Gary Snyder
Çeviren: İnan Mayıs Aru
İllüstrasyon: Clayton Cannaday

Kır Kurdu ve Çıngıraklı Yılan

Bir gün Kır Kurdu ava çıktı ve Çıngıraklı Yılan’la karşılaştı. Çıngıraklı Yılan çölün kıyısında bir kayanın gölgesinde uzanıyordu.
“Kır Kurdu, nereye gidiyorsun?”
“Avlanıyorum. Şişko bir tavşan peşindeyim. Sen ne yapıyorsun?”
“Ben de fareleri bekliyorum.”
Kır Kurdu bir kayanın üstüne oturdu. Yanakları şişene kadar ağzını havayla doldurup sonra da dudağının kenarından ıslığa benzer bir iç çekişle nefesini bıraktı.
“Boyuna yiyecek arayıp durmaktan bıktım usandım, Çıngıraklı Yılan. Avlanmaya çok fazla vakit harcıyorum. Oysa benim yapmak istediğim başka şeyler de var.”
“Kış ha bitti ha bitecek. Baharın eli kulağında. Etraf tavşanla dolacak.”
“Yani, senin keyfin yerinde, ha? Her gün fare beklediğini görüyorum. Bir şey yakaladığın da yok. Bunun enayilik olduğunu görmüyor musun?”
“Hayat böyle!” Okumaya devam et