Karnaval

Müzikli, danslı, meşaleli, pantomimli, oyunlu, ziyafetli ve taşkınlıklarla dolu kutlamalar her zaman için topluluk yaşantısının merkezinde yer almıştır ta ki büyük çaplı medeniyet iddiaları umumi neşenin üzerini don gibi örtene dek.

Açıkçası, Batı’da karnavalın düşüşü kırsal merkezli bir kültürden kent merkezli bir kültüre geçişle birlikte oldu. Bunun pek çok nedeni vardı. Kapitalizmin ilk zamanlarında ağırbaşlı bir mizaç teşvik ediliyor ve insanların Pazartesi sabahı işe gelmeleri bekleniyordu. Bazı karnavallar kontrolden çıkıp ayaklanma ve isyanların hareket noktası olabiliyordu: Robin Hood’un kariyeri bir karnaval kralı olarak başlamıştı; Robert ‘Ben’ Kett’in 1549’daki isyanı Wyomondham’da St. Thomas à Becket festivalinde başlamıştı. Ateşli silahların icat edilmesinin de önemli etkileri oldu: bu pervasız bir güruhu daha da tehlikeli kılıyordu elbette ama ondan da önemlisi, özellikle de ordularda, bir disiplin ihtiyacını beraberinde getiriyordu. Misket tüfeğinin doldurulması ve ateşlenmesi karmaşık bir işlemdir; peş peşe bir dizi hareket gerektirir – Oranj Prensi Maurice’in askeri eğitim programına göre 43 hareket – ve bunların her biri de tam tamına, süratle ve (yeri geldiğinde) ateş altındayken yapılabilmelidir. Disiplin kritik bir önem kazanır: gerek ordular gerekse de ticaret açısından iyi bir şey olan ağırbaşlı yurttaşlık kendinin farkında olmayı ve öz-denetimi gerekli kılar ve karnavalın düşüncesiz taşkınlığında kaybolur.

Karnaval zapturapt altına alındı ve bu ciddi bir kayıp. Okumaya devam et