Utanma

Yürüyeceksin bir gece
bahçenin huzurlu karanlığında
ve aniden muazzam bir ışık parlayacak
çepeçevre üstünde ve hemen ardında
bir duvar bulacaksın daha önce hiç görmediğin.
Bir anda apaçık kavrayacaksın
kaçmak üzereydin,
ve suçlusun: yanlış yorumlamışsın
karmaşık talimatları, meğer
üye değilmişsin, kartını kaybetmişsin
ya da hiç olmamış kartın. Ve bileceksin
onların orada olduğunu bunca zaman,
gözleri mektuplarında ve kitaplarında,
elleri ceplerinde
kulakları bağlanmış yatağına.
Utanacak bir şey yapmamış olsan da
utanmanı isteyecekler.
Diz çöküp ağlamanı isteyecekler
ve onlar gibi olman gerektiğini söyleyecekler.
Ve olur da bir kez utandığını söylersen
okuyarak suratına tuttukları kağıdı
var ettiğin olanca ışığın
kendi kişisel tarihinde, terk edecek seni.
Artık peşine düşme gereği duymayacaklar.
Sen onların peşine düşüp af dileyeceksin.
Affetmeyecekler seni.
Onlara karşı koyabilecek bir güç yok.
Yalnız açık sözlülük azadedir onlardan
Utanma nedir bilmez, içsel bir netlik yegâne şeydir,
erişemeyecekleri. Hazır ol.
Işıkları seni seçtiğinde
ve sorularıyla üstüne geldiklerinde, şöyle de:
“Utanmıyorum.” Şüphesiz bir ufuk
açılacak çevrende. Balıkçıl başlayacak
akşam uçuşuna tepelerden.

Wendell Berry
Çeviren: İnan Mayıs Aru