Yaprakların Sutrası

Birth_of_the_future_Buddha_in_the_Lumbini_grove
Böyle işittim ben. Rajgir yakınlarında bir yerde bir yaz ikindisi, günün sıcağı yakıp kavururken, tozlu kumullarda Ananda’yla yürümekte olan Âlemin Yüz Akı şöyle dedi: “Ananda, bu bulunduğumuz yer pek sıcak.”
“Evet, Âlemin Yüz Akı, gerçekten de pek sıcak,” diye cevap verdi Ananda.
Âlemin Yüz Akı, yanında yürüyen Ananda’ya dönüp zarif bir hareketle kolunu, ağaçların yapraklarını söküp sepetlerle taşıyan eli bıçaklı işçilerin saldırısına uğramış bir palmiye korusuna uzattı.
“Ananda,” dedi Âlemin Yüz Akı, “neden bu işçiler palmiyelerin yapraklarını topluyor?” Okumaya devam et

Kediye Kedi Derim

CYMERA_20160601_151224

Hepimiz devrimci bir mesele olarak neyin nasıl üretileceğiyle uğraşıyoruz da kimse bizzat üretimin kendisinin devrimci bir mesele olduğunu belirtmiyor. Şayet üretim kapitalist sömürünün temelini oluşturuyorsa üretim tarzını değiştirmek de yalnızca sömürü tarzını değiştirmek olacaktır.
Kediyi kızıla da boyasanız kedi kalır.
Üreten kutsaldır. Elini sürme! Devrim adına feda edilmesini kutsallaştır ve les jeux sont faits.*
“Peki ne yiyeceğiz?” diye sorar kaygılı insanlar. “Peynir ekmek,” der realistler, bir gözleri cukkada öbürü silahlarında. “Düşünceleri,” diye belirtir sersem idealistler, bir gözleri düşler kitabında diğeri insan soyunda. Kim üretkenliğe el sürmeye kalktıysa bunu bulur karşısında.
Kapitalizm ve ona karşı dövüşenler üreticinin cesedi üstünde yan yana oturur ama üretim sürmelidir.
Siyasal ekonomi eleştirisi, üretim tarzının en az çabayla rasyonalizasyonudur (hem de tüm bunların kaymağını yiyenler tarafından). Geri kalan herkes yani sömürüden muzdarip olanlarsa her şeyin yerli yerinde olduğunu görmeye odaklanmak zorunda. Yoksa nasıl yaşardık? Okumaya devam et