Rüya

raven

Kuzgun, ustası olan Boz Ayı’nın öğüdüne uyup ormanlardan yaylalara ve buz göllerine varıncaya dek uzun süre dolaşmıştı. Sonunda, gagasının altındaki yeniyetmelik tüyleri döküldüğünde, uzun bir ladin ağacının altında terk edilmiş bir yer bulmuştu. Burayı onardı ve öğrenciler gelmeye başladı. Aralarında daha önce Koyote Roshi ile çalışmış Oklu Kirpi de vardı. İlk öğrencilerinden bir kısmı o civarda yaşayan Ağaçkakan, Keklik, Porsuk, Baykuş ve Kara Ayı’ydı. Uzun ladinin altındaki çayırda çember kurup otururlardı. Kuzgun da onlarla birlikte oturur sonra da sorularını yanıtlardı. Daha muntazam eğitim zamanlarındaysa yakındaki bir meşe ağacının dış dallarından birine konardı – zamanla bu ağaca “Meclis Meşesi” demeye başlamışlardı. Taş bir çıkıntı da altar görevi görüyordu. Günlerden güzel bir günde Kuzgun ağaç dalına konup meclise seslendi:

“Biz hepimiz Shakyamuni Buda’nın rüyasında birer çocuğuz. O çemberimizin ortasına işaret ediyor ve Tanrıların Kralı da işaret ettiği yere bir çimen yaprağı saplıyor. Mabedimiz kuruldu, Buda gülümsüyor. Çemberimizin batı ucundaki çimlerin altından boy vermiş ana kaya Buda’nın mevcudiyeti. Çağlar boyu onun izinden giden binlercesiyle birlikte eğilip selamlıyor ve sutralarımızı okuyoruz. Havada onun tütsüsü var. Onun öğretisi durup düşünmemize yol açıyor. Burada onunla durun.”
Çember sessizdi. Sonunda Baykuş konuştu: “Bu senin rüyan olmasın sakın?
Kuzgun başını salladı: “Bu benim rüyam.”

Robert Aitken Roshi
Zen Master Raven kitabından
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Yalın Tepe

images (2)

Yalın Tepenin üstüne çıktığımda
Dans eden bir kadın gördüm
Ver gitsin, gitsin, gitsin
Ver gitsin batı rüzgârına

Rüzgâr denizden eserek geldi
ve dişbudakları dans ettirdi
Ver gitsin, gitsin, gitsin
Ver gitsin karaçayıra

Çayır taşa doğru eğildi
rüzgârın altında ve fısıldadı
Ver gitsin, gitsin, gitsin
Dans eden kadınların ayaklarına

Yalın Tepenin altına indiğimde
Gördüm dans eden kızlarımı

Ursula K. LeGuin
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Patikanın Dışında

zenmoment

Carole’a

Özgürüz kendi yolumuzu bulmakta
Kayaların üstünde – ağaçların içinde –
Patikalar olmadan. Tepenin sırtı ve orman
Kendilerini sunuyor gözlerimize, ayaklarımıza
Kararlarını kendi kendine veren
Kendi tecrübeli bilgelikleriyle
Yabanın bizi nereye götüreceğine. Daha önce
de gelmiştik buraya. Bir bakıma bu daha mahrem
Sadık kalacağın patikalarda yürümekten
Belli bir rota çizen,
Tüm patikalar mümkün, çoğu boşa çıkmaz,
Yolun tıkanması bile kendince güzel,
Aşmak ayrı bir keyif, yoldan sapmalar
Ve dolambaçlar, kütüklerle çiçeklere götürür,
Dosdoğru geyik yollarına, sincap izlerine
çıkarır kaya çıkıntıları bizi.
Ağaç kütüklerinde soluklanarak,
Ana kayayı adımlayarak, bakıp tarayarak
Seçimler yaparız ikimiz de – bak ayrılıyor yollarımız –
Sonra yine birleşiyor; ben haklıyım, sen haklı,
Çıkıyoruz birlikte. Mattake, “Çam Mantarı,”
Bir kütüğün dibinde kabarmış. Sık kaplı zemin
Kızıl Köknar dalları ve iğneleriyle. İşte yaban!
Gülüyoruz, tabii ki yabanice,
Çünkü hiçbir yer ötekinden fazla değil,
Her yer bütün,
Ve ayak bileklerimiz, dizlerimiz, omuzlarımız ve
Kalçalarımız biliyor oldukları yeri.
Hani Tao Te Ching’in
dediği gibi: izleyebildiğin yol, yol değil.
Hiçbir patika çıkaramaz seni oraya, dışındayız patikanın,
Sen ve ben ve bunu kendimiz seçtik! Kapı dışarı gezintilerimiz
Yıllar boyu pratik oldu
Bu avare beraberliğe,
Dağların derininde
Yan yana,
Kayaların üstünde, ağaçların içinde.

Gary Snyder
Çeviren: İnan Mayıs Aru