Kaliforniya’da Dinin Kısa Bir Tarihi

30 x 48 Three Deer Mountains Trees

Konuya girmenin tek bir yolu var: Çayırda geyikleri gördük. Geyikler yavaşça daire çizdi ve sonra dairenin dışına çıkarak ağaçlara doğru gitti.

Çayırda üç geyik vardı ve biz de üç insandık. Ben, bir arkadaşım ve üç buçuk yaşındaki kızım. “Geyiklere bak,” diyerek elimle geyiklerin olduğu tarafı gösterdim.

Ön koltukta kucağımda oturan kızım “Geyiklere bak! Orada! Orada!” derken sarsıldı. Geyiklerden ona ufak bir elektrik akımı gelmişti. Üç küçük gri baraj, toynaklı bir TVA’yı [1] kutlayarak ağaçlara doğru uzaklaştı.

Yosemite’deki kampımıza dönerken kızım geyikler hakkında konuştu durdu. “O geyikler ne de yamandı,” dedi. “Bir geyik olmak isterdim.”

Kamp alanımıza geldiğimizde girişte dikilmiş bize bakan üç geyik vardı. Aynı geyiklerdi ya da başka üç geyikti. Okumaya devam et

Illuminati

universos1

AFGANİSTAN, M.S. 1100: Dağın İhtiyar Adamı, Suikastçıların Büyük Üstadı, Nur Kardeşlerinin Lordu, İslam’ın İsmailiye tarikatının peygamberi, Ağa Hanlar silsilesinin ilki Hasan  Sabbah, tüm bu meziyetlerinin yanı sıra sır gibi sakladığı zaman-tesirli kapsüllerin de mucidiydi.

Akşam yemeğinde kendisine eşlik eden iki delikanlıya bakan soylu Lord Hasan “Onları bahçeye götürün,” dedi. Hizmetkârlar aldıkları emre hemen itaat ettiler ve delikanlılar da mışıl mışıl uyudukları için itiraz edecek halde değillerdi. Yemeklerine katılmış zaman-tesirli kapsüllerden kanlarına yüksek dozda afyon zerk olunduğu için delikanlılar bilinçlerini tamamen yitirmiş haldeydiler ve olan bitenin farkında bile değillerdi.

Resmi olarak “Hazlar Bahçesi” diye bilinen bahçe yüzlerce dönüm büyüklüğündeydi. Burada adaylar Suikastçılar Tarikatı’na kabul için hazırlanırlardı: ileride tarihin en korkulan ve efsanevi profesyonel katilleri olarak bilineceklerdi. Ancak gene burada, bu bahçede, Nur Kardeşliğine, İlluminati’ye kabul edilecek adaylar da hazırlanırdı. Adayların hazırlık süreci aslında aynıydı. Kendileri bilmeksizin, hangi tarikata gireceklerini kendileri seçerlerdi – politik Suikastçılar ya da mistik İlluminati. Okumaya devam et

Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a Karşı

ertarihekarsilevathanakarsi250[Bu yazı 2006 yılında Kaos Yayınları tarafından yayınlanan ve Fredy Perlman’ın tarih boyunca uygarlık mega-makinesine karşı süren direnişlerin hikayesini anlattığı Er-Tarihe Karşı, Leviathan’a Karşı kitabından alıntıdır.]

Sır meydanda. İnsanlar onları kafese koyana dek kuşlar özgürdür. Biyosfer, Tabiat Ana’nın kendisi, kendi kendini nemlendirdiğinde, güneşte uzandığında ve derisinden sürüngenlerle ve uçucuların kaynaştığı rengârenk tüyler püskürttüğünde özgürdür. Eşit büyüklükte başka bir küre ona çarpana ya da cesetvarî bir mahlûk derisini deşene, bağırsaklarını yırtana dek kendi doğası dışında hiçbir şey ya da oluş tarafından belirlenmez.

Ağaçlar, balıklar ve böcekler; her biri kendi potansiyelini, arzusunu keşfederek tohumdan olgunluğa erişinceye dek özgürdür, ta ki böceğin özgürlüğü kuş tarafından kısılana dek. Yenilen böcek, kendi özgürlüğünü kuşun özgürlüğüne hediye etmiştir. Kuş, sırası geldiğinde, böceğin en sevdiği tohumu toprağa düşürüp onu gübrelediğinde böceğin vârislerinin özgürlüğünü çoğaltacaktır.

Doğa durumu bir özgürlükler topluluğudur.

İlk insan topluluklarının çevresi de aynen böyleydi ve binlerce nesil boyunca da böyle kaldı. Okumaya devam et

O ve Ben

 

UntitledDüş gören bir kurbağa değildi o. Rüzgârda sallanan havluları tutmaya çalışan eski tahta bir mandal da değildi. Ne güneye gitmişti ne de herhangi bir kitap okumuştu. Aşık olmamıştı hiç. En azından bizim anladığımız anlamda. Tuşlarına vurduğunda siyah yerine kırmızı yazan ve şeridi parçalanmış bir daktilodan haberi yoktu. Varsa da bunu bir sır gibi gizliyor olmalıydı. Bir adı yoktu, herhangi bir şekli de.

Sokağa çıkarken her zaman yaptığı gibi gömlek cebime girdi. Orayı seviyordu sanırım. Ben de onun gömlek cebimde olmasından rahatsız olmuyordum. Okumaya devam et