Tüten Ayı Sutra

43n150 milyon yıl önce Jura Çağı’nda Büyük Güneş Budası bu Sonsuz Boşluk köşeciğinde bir araya gelmiş tüm element ve enerjilere bir Söylev verdi: ayakta duranlara, yürüyenlere, uçanlara, oturanlara – ve dahi çayırlara, sayıları on üç milyarı bulan, her biri bir tohumdan olma, orada toplaşanların tamamına: Arz gezegeninde Aydınlanma üstüne bir Söylev.

“Gelecekte bir gün, Amerika denen bir kıta olacak. Piramit Gölü, Walden Gölcüğü, Rainier Dağı, Big Sur, Everglades ve daha nice büyük güç merkezleri olacak; ve Columbia Nehri, Mississippi Nehri ve Büyük Kanyon gibi nice güçlü damarı ve kanalı.
O çağda insan ırkı boğazına dek belaya batacak ve kendi güçlü, zeki Buda doğasına rağmen her şeyi viran edecek.”

“Büyük dağların kıvrımlı katmanları ve volkanların patlamaları yeryüzünün derinlerinde yanan aşkımdır benim. Müzmin sevecenliğim kayaç, bazalt ve granittir; dağları meydana getiren, yağmuru yere düşüren. Bu gelecek Amerikan Çağı’nda yeni bir biçim alacağım; sağaltmak için kör bir açlığın pençesindeki aşksız bilginin ve asla doymayacağı yemekler yiyen akılsız öfkenin dünyasını.”

Ve gösterdi kendini hakiki biçimiyle

TÜTEN AYI Okumaya devam et

Büyük İç Savaş Oyunu

Tiqqun-Civil war

kural 1

İkinci bir emre kadar, tüm haklarınız askıya alınmıştır. Şüphesiz halen bazı haklara sahip olduğunuz yanılgısını bir müddet daha sürdürmenizde fayda var. Böylece bunları yeri geldiğinde birer birer ihlâl edebiliriz.

kural 2
Zorluk çıkarmayın. Kanunlardan, anayasadan ya da artık başka bir çağa ait, geçmişin büyük emeklerle ortaya konmuş yapıtlarından söz açmayın. Sizin de fark etmiş olacağınız gibi, kısa bir süre önce, kendimizi kanunların ve sözüm ona “anayasa”dan geriye ne kaldıysa onun üstüne koyan yeni yasalar çıkarttık.

kural 3
Siz zayıf, yalıtılmış, aptal ve hırpalanmışsınız. Bizse kalabalık, örgütlü, güçlü ve aydınlanmışız. Kimileri bizim “bir mafya” olduğumuzu söyleyebilir; yalan – biz MAFYA’nın ta kendisiyiz, öbürlerinin hepsine galip geldik. Sizi dünyanın keşmekeşinden yalnızca biz koruyabiliriz. Tam da bu yüzden size zayıf olduğunuzu düşündürmek, sizi “emniyet”e ihtiyacınız olduğuna inandırmak bizi bu denli mest ediyor. Dalaveremizi kârlı kılan da bu.

kural 4 Okumaya devam et

Söz

JapaneseukiyoeCrane

Söz bir kuştur, uçmuştur.
Bir zamanlar, bir düştür.
Unutturan bir öpüş.

“Ben bir başkasıdır”
daha önce söylenmiştir,
doğrudur da.

Tüm bunlar bir zamanda kaldı.
Üstüne bir çizgi çek o zamanın.
Orada sözcükler kutsanmıştır
ve gidebilirsin gideceğin yere,
saf sesten kanatlarla.

Ağlama! Ağlama!
“Kara suyun aynasında el bağlama”
salkım söğüde söylenmiştir.

Söz bir kuştur.
O bunları unutmuştur.
Bak şimdi gece şehrin ışıklarında,
martılar beyaz kâğıtlar gibi minarelerin etrafında.

Doğrudur; söz uçar yazı kalır.
Ya kendini martı sanan
sözsüz, yazısız kâğıtlar?

Bu şiiri gömün!
Su kuşları yumurtlasın toprağına.

İnan Mayıs Aru

Dil Konuşmadır

sparrows

Dil konuşmadır. Dilin konuşma olduğunu söyleyip oradan devam edebilmemiz gerek ama bu mümkün olmuyor çünkü pek azımız buna inanıyor.

Bir ziyafet salonunun kapısını açıp da karşınızda yemek yiyen 300 kadın bulduğunuzda karşılaştığınız şeydir dil. Dinlemesi çok ilginçtir. Yükselir ve alçalır ve arada bir sebepsiz yere birden duruverir, tam bir sessizlik olur ve 300 kadının hepsi de o sessizliği duyar ve aynı anda onun hakkında yorum yapmaya koyulur. Sonra bir uğultuyla karşılaşırsınız.

Dil konuşmadır. Diğer her türlü biçimi, yazılı ya da kaydedilmiş hali, dilin bir tercümesinden ibarettir. Tüm şiirler tercümedir. Bu kitap, insanlara kurs verirken yaptığım konuşmaların bir tercümesi.

Bir zamanlar tek bir penceresi olan üst kattaki bir odada yaşıyordum. Pencerenin önünde kocaman bir hurma ağacı vardı. Bütün civardaki tüm serçeler o hurma ağacında uyurdu. Her akşamüstü inanılmaz bir şamata olurdu ve tabii şafak sökerken de öyle; birbiriyle nerede uyuyacaklarını ya da geçen gecenin nasıl geçtiğini ya da artık her neyse onu konuşan yüzlerce serçe.

Dil budur işte. Konuşma. İşine gücüne bakan bir Kabilenin velvelesi. Onu kontrol edemezsiniz, onu düzeltemezsiniz, tek yapabileceğiniz onu dinlemek ve olduğu gibi kullanmak.

Eğer yazmak istiyorsanız, dilin içinden bir şeyler kurmayı istemeli ve bunu yapabilmek için de bilmelisiniz, cidden kulağınızla ve dilinizle bilmelisiniz, dilin konuşma olduğunu. İşin zor yanı şu ki yazmak konuşmak değildir, bu yüzden yazmak için öğrenmeniz gereken şey konuşur gibi yazmayı öğrenmek ve bunu aslında konuşmadığınızı, yazdığınızı su gibi bilerek yapmaktır.

Lew Welch
Çeviren: İnan Mayıs Aru