Ojibwa Resimli Şarkıları

Ojibwa Resimli Şarkıları

İngilizce’den Çeviren: İnan Mayıs Aru
Kaynak: Alcheringa, Güz 1972 (Temmuz-Aralık 1971’de Howard A. Norman tarafından derlenip İngilizce’ye çevrilen Kanada Ojibwa şarkıları)

Tüm bu şarkılar şifa aramak ve almak üzerinedir.
Ojibwa şifacılık geleneği özel bir Şaman topluluğu olan Midewiwin arasında şifa şarkıları ve bu şarkılara eşlik eden piktograflar/resimçizitlerle aktarılırdı. Bu piktograflar daha uzun “Mide” yazıtlarının yanında ayrık parçalar olarak yer alır ve huş ağacı kabuğunun içine oyulmuş olurdu.
Ojibwalar, Midewiwin geleneğini ilk insanlara açlık ve hastalıktan korunma yollarını öğretmek isteyen Yüce Ruhun hizmetkârı Büyük Tavşan’a dayandırır. Büyük Tavşan, Susamuruna kutsal davul, çıngırak ve tütünü vererek insanlara yollar ve Susamuru insanlara şarkıları öğreterek şifa verir.

İblis, Siyah Nur – İslam’da Satanizm

melektavus

Tahran’da avangart bir oyun yazarı ve Ehl-i Hakk tarikatı mensubu İranlı bir arkadaşım, 1970’lerin ortasında şeytana tapanların vadisine bir seyahatte bulunmuştu.

Radikal Şiilik, Sufizm, İran gnostisizmi ve yerel şamanlıktan etkilenmiş bir Kürt tarikatı olan Ehl-i Hakk taraftarlarının çoğu okuma yazması olmayan köylülerdir ve kendi içlerinde pek çok alt gruba ayrılırlar. Birleştirici ve bütünleştirici bir Kutsal Kitapları olmayan ve ücra vadileri mesken tutmuş bu alt gruplar genelde birbirinden alabildiğine farklı Ehl-i Hakk mitleri ve öğretileri geliştirmişlerdir. Bu alt gruplardan biri de Şeytan’a hürmet etmektedir. Bu Şeytanperestler hakkında yazılı hiçbir kaynak duymadım diyebilirim[1], kaldı ki genel olarak Ehl-i Hakk üzerine de pek fazla çalışma olduğu söylenemez[2]. Pek çok sır yabancılara bütünüyle kapalıdır.

Tahran’daki Ehl-i Hakk cemaatinin büyük bir müzisyen ve öğretmen olan bir pirleri vardı; Üstad Nur Ali İlahi[3]. Bazı eski kafalı Ehl-i Hakk mensupları; sırları yabancılara, yani Kürt olmayanlara açtığı ve hatta kitaplarında yayınladığı için kendisini bir dönek olarak nitelendiriyorlardı. Ne var ki arkadaşım, İlahi’ye şeytana tapanları sorduğunda İlahi kendisini kibarca terslemekle yetinmişti: “Şeytan’ı hiç takma kafana, sen şey-i ten’e bak.” (yani tensel şeylere, şehevi nefse). Arkadaşımsa bu yerinde nasihati kulak ardı ederek, kardeşiyle beraber bir Land Rover’a atlayıp Kürdistan yollarına düştü. Okumaya devam et

Zambak

lily

Mütevazı Gül bir diken verir,
Alçakgönüllü Koyun’sa bir boynuz tehditkar:
Ak Zambak’sa aşkın keyfindeki,
Ne bir diken ne boynuz lekeler parlak güzelliğini.

William Blake
Çeviren: İnan Mayıs Aru

Nasıl Yapmalı?

Tiqqun-02 (1)

ne istediğimi bilmiyorum,
ama onu nasıl alacağımı biliyorum.

Sex Pistols
Anarchy in the UK

YİRMİ YIL. Karşı-devrimle geçen yirmi yıl. Tedbiri bir karşı devrimle.
İtalya’da.
Ve başka yerlerde.
Yirmi yıl süren bir uyku, emniyet kapıları ardında, emniyet bekçilerinin nazarında. Bedenlerin uykusu, sokağa çıkma yasağı altında.
Yirmi yıl. Geçmiş geçmiyor. Çünkü savaş sürüyor. Serpiliyor. Yayılıyor.
Yerel meclislerin küresel ağında [dispositifs]. Öznelliklerin özgün bir kalibrasyonunda. Yeni bir yüzeysel barışta.
Silahlı bir barışta
güzelce tezgâhlanmış, örtmek üzere üstünü hissedilemez seyrini
bir iç savaşın.

Yirmi yıl önce
punk vardı, 77 hareketi, Otonomi,
kentli Kızılderililer ve dağınık gerillalar vardı.
Birdenbire,
uygarlığın bir yeraltı nahiyesinden fırlayıvermiş gibi,
beliriverdi koca bir öznellikler karşı-dünyası
artık tüketmek istemeyen, artık üretmek istemeyen,
artık öznellik olmak dahi istemeyen.
Devrim molekülerdi, karşı-devrim de öyle. Okumaya devam et