Allen Ginsberg’ten Bir Blake Deneyimi

allen-ginsberg

Thomas Clarke’la 1965 Haziran’ında yapılan ve Paris Review’da (Bahar 1966) basılan bir röportajdan.

T. Clarke: Sözünü ettiğiniz Blake deneyimini anlatır mısınız?

Ginsberg: 1945 sıralarında Yüce Gerçeklikle, Y ve G harfleri büyük olacak, ilgilenmeye başladım ve Yüce Gerçekliğin peşinde son bir yolculukla ilgili bir şiir yazdım. Dostoyevski ya da Thomas Wolf benzeri bir idealleştirme ya da Rimbaud gibi – neydi Rimbaud’nun kullandığı terim, yeni vizyon, değil mi? Ya da Kerouac, sözel ve de sezgisel olarak özlemin yanı sıra bu evrene karşı tuhaf bir tür hoşgörüden de kaynaklanan yeni bir vizyondan söz ediyordu. 1948 yazında Doğu Harlem’de yaşıyordum – tıpkı İhtiyar Denizci gibi, defalarca söyledim bunu: “alıkoyardın üç kişiden birini. / ‘Uzun gri sakalınla…’ ” Bir albatros dola boynuna… O sıralar hissettiğim tek şey birkaç on yıl sonra insanlara başıma bir gün böyle bir şeyin geldiğini açıklamaya çalışmamın ne korkunç olacağıydı! Şöyle uzun bir şiir bile yazdım:

“Yaşlanıp, gri ve sızlanan bir adam olacağım,

ve her saat aynı düşünce ve her düşünceyle aynı inkar.

Ömrümü Tanrı ideasına şükrederek mi harcayacağım?

Zaman umutları tüketiyor. Sürünüyoruz ve bekliyoruz. Bekliyoruz ve bir başımıza gidiyoruz.”

II. Mezmur – ama hiç basmadım. Neyse işte – Harlem’de, yatağımda uzanmıştım… otuz bir çekiyordum. Külotumu indirmiş, cam kenarında bir yatakta uzanmış, Harlem’in pervazlarına ve yukarı, gökyüzüne bakıyordum. Ve daha yeni boşalmıştım. Ve muhtemelen atmıklarımı daha bacak aramdan, pantolonumdan ya da üstümde her ne varsa işte ondan daha temizlememiştim bile. Çoğunlukla yaptığım gibi, okurken otuz bir çekiyordum –bunun büyük olasılıkla yeniyetmelerde görülen ortak bir olgu olduğunu sanıyorum. Gerçi o sıralar ben yeniyetmelikten çıkmış sayılırdım. Yirmi iki yaş civarında. Bilirsin, otuz bir çekerken dikkatini dağıtmakla ilgili enteresan bir şey vardır – yani, bilirsin, bir kitap okumak ya da pencereden dışarı bakmak ya da bunu bir şekilde daha seksi yapan, zihnini uyanık tutan başka bir şey yapmak. Okumaya devam et

Gülün Alnı

1196074428636

Uzun süren yokluğun odasında, açık kalan pencereye rağmen, gülün kokusu yine de oradaki nefesle ilişkilidir. Bir kez daha geçmiş deneyimden yoksunuz, tazeleriz, aşığız. Gül! Onun yollarının kayranı ölümün küstahlığını bile dindirir. Hiçbir çit duramaz yolunda. Arzu diridir, buğulu alınlarımızda bir sızıyla.

Yağmurlarıyla yeryüzünde yürüyenin dikenden korkusu yoktur ne mükemmel ne de düşmanca yerlerde. Ama vay haline kendiyle sohbeti keserse! Can evinden vurulmuş, kül olur gider, güzelliğin ıslah ettiği bir okçu.

René Char
Çeviren: İnan Mayıs Aru