Etnopoetiğin Politikası

snyderhuntedphoto1Bu “politika”, temelde batılı ve sanayileşmiş teknolojik uygarlığın yeryüzüne ne yaptığı sorusudur. Yeryüzü: (izninizle birkaç gerçeği tekrar edeceğim)  güneşten gelen yıllık güneş enerjisi girdisinin gücüyle doğal olarak bulunan 97 yüzey elementinden meydana gelen  57 milyon milkare, son 4 milyon yıl içerisinde evrimleşmiş 3,7 milyar insana ilaveten 2 milyon böcek türü, 1 milyon bitki türü, 20 bin balık türü ve 8700 kuş türü. Bu muazzam bir çeşitlilik demek.

Dün, (kimdi bakayım), David Antin’di sanırım, bana Trajedi oyuncularının Platon’dan bir trajedi sahnelemek için izin isteyişlerini anlattı. Platon şöyle demiş, “Çok enteresan, beyler, ama size bir şey söyleyeyim. Biz burada tüm trajedilerin en büyüğünü hazırladık. Adı da Devlet.”

Çok küçük yaşlardan beri doğa karşısında tarifsiz bir hayranlık ve saygı hissi duyarım. Bir çeşit şükran duygusu, hayret ve özellikle de yol açmak için tepelerin dozerler tarafından düzlendiğini ve Kuzeybatı Pasifik ormanlarının büyülü bir biçimde tomruk kamyonları üstünde uzaklara süzüldüğünü gördükten sonra, bir koruma güdüsü. Washington eyaletinde köylü bir aile içinde büyüdüm. Büyükbabam Kuzeybatı Pasifik arazi yerleşimcilerindendi. Tüm bölgenin ekonomisi tomrukçuluk üzerine kuruluydu. Olup bitenlerin ardında yatan dinamikleri kavramaya çalışırken, Washington kırsalının, 1930’ların, ekonomik buhranın, yarı Alman yarı İskoç-İrlandalı taşralı beyaz oğlanın, radikal yani bir nevi tabana dayalı Sendikacı, I.W.W. üyesi sosyalist-radikal bir ailenin (her ne kadar Amerikan politikası ve ekonomisine karşı eleştirel olsalar da) eğilimleri, olan biteni anlamamı sağlayacak pek bir şey sunmuyordu. Bunu okuyarak ve hayalgücümle bulmam gerekiyordu ki bu da beni çeşitli politikalara yöneltti: Marksist, Anarşist ve saire. Okumaya devam et

Suç

Hakim_Bey,_painted_portrait_DDC_3021

Hiçbir yasanın hükmü altında adalet sağlanamaz – kendiliğinden doğayla uyumlu amel, adil amel, dogmayla tarif edilemez.Bu dosyalarda savunulan suçlar benliğe ya da ötekine karşı değil ancak Fikirlerin zehirli Taht ve Taçlar biçimindeki dokunaklı billurlaşmalarına karşı işlenebilir.

Yani, doğaya ya da insanlığa karşı işlenmiş suçlar değil yasanın hükmüne göre suçlardır. Nefsin/doğanın peçesinin açılıp ortaya çıkarılması bir insanı er ya da geç bir hayduda dönüştürecektir – başka bir dünyaya adım atıp bir hain, mülhit, sürgün ilan edildiğini görmek üzere mevcut olana geri dönmek gibi. Yasa FDA1-onaylı mor mühürlü standart ölü etten farklı bir ruha bir oluş haline denk düşmenizi bekler – ve siz doğayla uyum içinde davranmaya başlar başlamaz Yasa boğazınıza çöküp sizi boğar – o halde mübarek liberal orta sınıf şehidini oynamayı kesin – bir suçlu olduğunuzu kabul edin ve öyleymiş gibi davranmaya hazırlıklı olun.

Paradoks: Kaos’u kucaklamak entropiye meyletmek değil yıldızlar misali bir enerjiye, tez elden bir zarafet motifine zuhur etmektir – sultanların, müftülerin, kadıların ve sırıtıp duran cellatların leş kokan piramitlerinden alabildiğine farklı kendiliğinden bir organik nizam.

Kaos’un ardından Eros gelir – mutlak Bir’in hiçliğinde malum olan temel nizam. Aşk yapıdır, sistemdir, köleliğin ve uyuşturulmuş uykunun lekesini taşımayan yegane kanundur. Onun manevi güzelliğini bir gizli kapaklılık füsusunda, bir tevatür bahçesinde muhafaza etmek için düzenbaz ve madrabaz olmalıyız.

Birilerinin yapacağı devrimle zihinleriniz durulana dek sağ kalıp beklemeyin, anoreksi ve blumia ordularına yazılmayın – halihazırda özgürmüşsünüz gibi davranın, olasılıkları hesaplayın, ortaya çıkın, Düello Yasası’nı hatırlayın – Ot Tüttürün/Tavuk Yiyin/Çay İçin. Her insan kendi asma ve incir ağacına sahiptir (Yedinci Çember Kuran’ı, Noble Drew Ali) – Mağribi pasaportunuzu gururla taşıyın, çapraz ateş arasında kalmayın, sırtınızı sağlama alın – ama risk alın, eklemleriniz kireçlenmeden dans etmeye başlayın.

Ontolojik anarşizmin doğal modeli çocuk çetesi ya da banka soyguncuları çetesidir. Para bir aldatmacadan ibaret – bu macera onsuz da mümkün – yağma ve ganimet toz olup gitmeden harcanmalı. Gün, Kıyamet Günüdür – güzelliğe harcanan para simyayla iksire dönüştürülecek. Melvin amcamın dediği gibi, aşırılan karpuz daha lezzetli olur. Dünya şimdiden gönlün arzusuna göre yeniden inşa edilmiştir – ama tüm kira kontratları uygarlığın elinde ve silahların çoğu da öyle. Yabani meleklerimiz yasayı ihlal etmemizi talep ediyor çünkü ancak yasak alanda ortaya çıkıyorlar. Eşkıya. İçreklik yogası, yıldırım akını, define hazzı.

1 FDA: U.S. Food and Drug Administration – Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi

Hakim Bey

Çeviri: İnan Mayıs Aru

Mucize

snowYaşlanıyoruz,
dünyanın çürüyen köklerine yaklaşıyoruz.
Bacalarımızda uçarı kırlangıçlar
kıpır kıpır.
Ateşimiz ebedi yorgun.
Gel, ne duruyorsun!
İlahi yıldız çiçekleri açtıran aşık.
Karlar arasında bir asma üzüm vermiş
tadalım.

İnan Mayıs Aru

 

“Aynen Çağlayan Dağları Gibi”

Gary Snyder’ın Dünyaya Açılan Penceresi[1]

felstiner-snyder-scroll “On bir on iki yaşlarındayken Seattle sanat müzesinin Çin salonuna girip de Çin manzara resimlerini gördüğümde aklım başımdan uçmuştu. Aşinalıktan ileri gelen gayet yalın bir hayret: ‘Aynen Çağlayan Dağları[2] gibi!’ Şelaleler, çamlar, sis ve bulutlar Birleşik Devletler’in kuzeybatısına çok benziyordu. Çinlilerin dünyaya baktığı pencere benim gördüğüm hakikatle birdi.”              

Doğa ve şiirle örülü patikaları nereye uzanırsa uzansın Washington’ın Kuzey Çağlayan dağları Gary Snyder’ın (1930) gözünün önünden asla silinmedi: bir denizci olarak çalışmaya gittiği Güney Amerika ve Basra Körfezi’nde, San Fransisko’da Beat Hareketi içerisinde, kuzeybatıda orman işçileriyle tomruk çekerken, yol açarken, yangın gözcülüğü yaparken, Zen çalışmak ve dağlara tırmanmak için gittiği Japonya’da, Kızılderili Antropolojisi ve Doğu Asya Dilleri çalıştığı Reed College ve Berkeley’de ve 1970’lerden beri hayatını sürdürdüğü Kaliforniya’nın Sierra Nevada dağlarında.

“Ekşihamur Dağı Gözlemevinde Ağustos Ortası”, şairin “gördüğü hakikatin” özlü bir ifadesi olarak, ilk kitabı Riprap’in açılış şiiridir:

Vadiden aşağı bir duman sis

Üç gün sıcak, beş gün yağmurun üstüne

Köknar kozalarında parlıyor karasakız

Kayalar ve çayırlar boyu

Yeni sinek oğulları

 

Aklıma gelmiyor bir vakit okuduklarım

Birkaç ahbap, hepsi şehirlerde.

Soğuk kar suyu içiyorum maşrapadan

Millerce aşağıyı izliyorum

Duru yüksek bir iklimde.

Okumaya devam et